EĞİTİM-SAĞLIK EKONOMİ GÜNDEM KÜLTÜR-SANAT MAGAZİN POLİTİKA SON DAKİKA

AYDEMİR KURT “KONUŞ Kİ SENİ GÖREBİLEYİM.

VE İKİNCİ KÖŞEMİZE GİRİYORUZ

Ordasınız dimi?  Aman ayrılmayın. Önemli konulara tarafsız gireceğiz. Ve ne varsa yazacağız.

YA ŞU SİYASET ÇOK GARİP YA.

 DİL VE SÖYLEM HEM İNSANI VEZİR YAPIYOR, HEM DE REZİL EDİYOR. Yalanların havada uçuştuğu, saf ve gariban seçmenin aklını bulandıran söylemlerin gırla gittiği, ve daha önemlisi alt adaylarla üst parti liderlerinin birbirlerini yalanladığı söylemler..

Yeni bir kahraman mı yaratılmaya çalışılıyor yoksa siyasi istikbali tehlikeye giren, son kozunu oynayan, kesinlikle tasfiye edilen aday tehlikeli bir sürece mi girdi? Bunu zamanla göreceğiz ve yaşayacağız.. Şuna kesinlikle eminiz seçim sonrası birleri disiplin kuruluna verilip kesin anlamda ihraç edilebilir bu çok büyük bir olasılık… Biz buna kısaca hırs ego ve yükseklik korkusu diyoruz. Dilin kemiği yok bir anda sizi yüceltip bir anda mahvedebiliyor. Nerdeyse tek partili dönemden beri sol zihniyete oy vermeyen bir Afyon var. Birde bu sefer kesin alacağız diyen sol tandans var. Bir siyasetçi tarihin tozlu raflarına girdi yakınlarda. Bir siyasetçi daha kendini linç edip CHP ve genel merkezi karşısına aldı. Seçmen de şaşırdı bu arada. Üstelik sözlerimin arkasındayım diyebilecek kadar ipler gerildi. Elbette gerçek anlamda CHP seçmeni sessizce olan biteni anlamaya çalışıyor tabiki.. Ama şu bir gerçek ki bu aday da tarihin tozlu raflarında yerini kendi hazırladı ve kuvvetli ihtimalle orada ki yerini alacak..

Madem bu kadar milliyetçi ve ülkesini seven bir aday neden sürekli HDP ve yeni adıyla DEM partiyle içli dışlı veya sıkı fıkı.. 6’LI PARDON 7’Lİ Masada bunlar sayın adayın aklına gelmedi mi? O zaman bu tür söylemleri söylemeyen sessiz kalan aday, neden bugün aday olduğu şehirde şiddetle bu partileri belediyeden içeri sokmayacağım diyor. Ve neden büyük bir gururla grup başkan vekili sıfatını şimdi karşı karşıya kaldığı genel başkanla ters düşüyor?

TAKİYYE dediğimiz olay kesinlikle burada ortaya çıkıyor. CHP Seçmeni Ulu önder Atatürk’ün kurduğu ve şu an çok uzakta olan söylemleriyle hayat bulmaya çalışan partinin yavaş yavaş çıkar ve kişisel çatışmaların merkezi haline geldiğini görüyor. Gönül verenler zaten bunalmıştı Şimdi ise Allah kahretsin söylemleri gerçek CHP’ lilerin ağızlarda çok daha sesli çıkıyor.

Dememiz o ki Atatürkçülük, ulusçuluk, milliyetçilik, din, iman, inanç, özgürlük ve vatan sevgisi sadece birilerinin tekelinde değildir. Türk milleti zekidir, çalışkandır vatanını liderini dinini imanını kimseye sorgulatmaz ve deneme tahtası yaptırmaz. Kimsenin de dediğimiz gibi tekelinde bir gurubun himayesinde bir partinin malı değildir. Türk milletinin kantarı belindedir ve zamanı geldiğinde çok iyi tartar. Gerekli dersi de verir bazılarına o kadar..

GELELİM İKİNCİ KONUYA….

Vaatlerin yapılabilirliği ve hayat bulması insan olarak hem paraya hem ekonomik güce hem de merkezi otoriteye bakar. Paranız yoksa hiçbir şey yapamazsınız. Madem ilimiz bu tür projelere muhtaçtı ne diye uzun yıllar beklendi? Liyakatsiz kadrolar vizyonu olmayan ve cesaret edemeyen idareciler, dahası partinin ve genel merkezin bu işler yapılsın diye size ayırdığı paylar? Suç hemen Ankara’ya atılıyor bazıları tarafından. Devlette süreklilik esastır. Yönetimlere Kim gelirse gelsin farketmez. Yatırımlarına devam eder ilgili yerlere İLLERE, İLÇELERİNE, BELDELERİNE kadar ödeneklerini çıkartır. Sakın unutulmasın. Ve şehirleri kalkınsın diye bütün imkânlarını kullanır. Yok Ankara’ dan para alamadık, yok bakanlıklar bize bakmadı, yok borçlarımıza kesildi gibi hikayeler tamamen uydurmadır. Çocuklar bile bu hikâyelere kanmaz Biz seçmenler hele hiç yemeyiz bu fıkraları.

Vekiller ise ülke için kanun yapmanın yanında, vatandaşlarının refahı için çalışırlar ve sonuç odaklı işlerini yaparlar. Bazıları memnun olur, bazıları ise çıkarları ters tepince vekil düşmanı olurlar. Tayin terfi kadro bol maaşlı iş devlete sırtını yaslama gibi insanoğlunun fıtratı gereğince istekler ise çoğu zaman ters teper vekil o zaman yine yapmadı diye kötü olur. Bozuk bir sistemin parçası haline gelen seçmen de sandıkta yüzleşme hikâyelerini hep sağa sola anlatır. Ama iş oy vermeye gelince işte o sandıkla vicdan devreye girer O yüzden sık sık ilahi adalet tecelli eder. Düşünsenize tam 22 yıldır bu memleketi yöneten bir irade var ve seçen bizleriz. Neyin yakınması bu? Başka bir ülkeden seçmen mi ithal edip oy kullandırıyoruz. Yoooo baya da bizler seçiyoruz. Bizler onay veriyoruz. Ve siyasi irade sayemizde oluyor. Kanunlar bunu öngörüyor. Zamanında kudretli partiler vardı hatırlayanlar bilir. Şimdi onlar tabela partisine döndü. Yine seçmen onlara iyi şeyler yaptıklarında destek verdi baktı ki işler ülke için kötüye gidiyor o zamanda onların cezasını verdi ve siyaset dışı bıraktı. Demek ki neymiş her seçimde patron seçmen.

Bakıyorum; Milli uçaklar, uzay yolculukları, silahlar, yerli arabalar,  yollar, köprüler, hastaneler ve daha teknolojik alanda ülkemiz uçuyor. Biri çıkıp ta özellikle muhalefet “ya evet ya güzel işlerde yaptılar” diyemiyorlar.  Sürekli bir eleştiri eleştiri..

Ya kardeşim bir de takdir et ya. Sana göre her şey kötü mü ya. Bu mudur muhalefet?  Söz konusu Ülkemiz değil mi ya. Ağzın mı erir? Evet ya güzel işlerde yapıyorlar demek bu kadar zor mu ya.. Belki de bu yüzden halkın anlayacağı dili konuşamıyorsunuz veya vatandaşın yanına inemedik diye düşünmeniz gerekmez mi olabilir mi acaba?

Neyse iş her zaman ki gibi başa düşüyor. Yaradan devletimize milletimize idarecilerimize güç kuvvet versin Çözülmeyecek bir sorun yoktur ve elbet en kısa zamanda sorunlar çözülür malum patron sizlersiniz Nasıl istiyorsanız öyle olur.

GELELİM 3. KONUYA

Seçimlerde gereksiz yere partiler o kadar çok para ve kâğıt harcıyorlar ki inanamıyorum. Her şeyin elektronik ortamlarda yaşandığı bir memleketteyiz ve hala daha kâğıt kürekle uğraşıyoruz. 22 asra doğru yolculuk var Diğer ülkeler neredeyse yapay zekâyı kodluyor biz hala annenizin kızlık soyadı gibi saçma sapan işlerle uğraşıyoruz. Sonra sözde Z kuşağı adını verdiğimiz çocuklarımıza laf edip boş gençlik diyoruz. Hâlbuki ki onlar çoktan teknolojik zamana ayak bastılar ve maşallah uçuyorlar. Onlar daha çok ilgililer her şeyle. Bir genç bana diyor ki” abi evde oturup neden bilgisayardan hem oyumuz hem de tercihlerimizi yapmıyoruz? Neden daha bankalara gidip evrak dekont ve kimlik hikayeleri yapılıyor Zaten E- DEVLET diye bir sistemi devlet vatandaşının hizmetine sunmuş Bankada ki veya başka kurumda ki çalışan bana hala daha kimliğini getir dekontunu yatır diye gereksiz gereksiz işlemler dizisi yapıyorlar anlamış değilim Bir kişinin veya bir bilgisayarın işini kamuda 5 kişi yapıyor? Ben okulu bitiriyorum senelerce üniversite de kafa patlatıyorum Sonra KPSS diye bir saçmalıkla işimi bulamıyorum tekrar sınava giriyorum. Hâlbuki ki yıllarca okuduğum bölümün işine girip işe başlamam lazımken ben tekrar KPS denilen saçmalığın sınavına giriyorum. Mühendis olmam beklenirken, belediyede çöp işlerinden sorumlu eleman oluyorum, Adalet mi bu ya? Neden 4 sene o bölümün okulunu okuyup kafa patlatıyorum ki diye serzenişte bulunuyorlar. Sonra beyin göçü dış ülkelere kaçıyormuşuz diye adımıza Z KUŞAĞI diye sorunlu genç damgasını yiyoruz.

Valla onu dinlerken gerçekten çok hayıflandım Çünkü anlattıkları gerçekti.

Ona bir gelecek sağlamak kesinlikle toplumun bir görevi olmalı diye düşünüyorum Geleceğimiz Onlar çünkü. Adamlar 65-68 yaşına gelmişler hala daha devletin kademelerinde emekli olmalarına rağmen çalışıyorlar. Sorduğumuzda oğlanın düğün masrafları demiyorlar artık. Torunun Okulu, masrafları diye hayıflanıyorlar. Peki onlar orda kalırsa, arkadan gelecek yetişmiş nesil nasıl iş bulacak veya devlette çalışma imkanı nasıl  olacak Oda ayrı bir sorun yani..

Birde memur kesimi var ki asgari ücretliyle aralarındaki makas çok açıldı. Bir karı koca memur çalıyorsa o eve yaklaşık 80- 90 bin lira giriyor demek. Şaşırdığım ise “vallahi yetmiyor” ağlamaları, sızlanmaları…Afyon gibi bir yerde karı koca memursunuz ve yetmiyor ayakları pes valla.. Buna rağmen tatillerini, yıllık izinlerini, ikramiyelerini de, seyahatlerini de hiç aksatmıyorlar da çok garip.. Benzinlikte bir pompacıyla görüşüyorum diyor ki “Abi bu insanlar her gün mazot, benzin gaz alıp nereye giderler ya? Vallahi her gün geliyor adamlar, insanlar,  aileler ve benzinlik hiç boş kalmıyor Yakıt vermekten kollarım kopuyor ama insanlar sürekli yakıt alıp bir yerlere gidiyorlar Yemin ediyorum nasıl buluyorlar bu paraları anlamış değilim “diyor.

Dedik ya.. İnsanoğluyuz. Beşer şaşarız. Fıtratımız gereği kendimizi düşünürüz. Önümüz Mübarek Ramazan.. Tek şey söyleyeceğim. Biraz düşünüp yarın bir gün bu dünyadan göçeceğimizi de hesap edersek ki malum kalıcı değiliz dimi?

Dünya kadar malın paran pulun da olsa elbet bir gün ölüp gidicez. O kesin..