EĞİTİM-SAĞLIK EKONOMİ GÜNDEM İLÇE HABERLERİ KÜLTÜR-SANAT MAGAZİN POLİTİKA

ÜŞENMEDİM YAZDIM “AYDEMİR KURT”

YOZLAŞTIRILAN VE DAYATILAN BÜYÜK TEHLİKE..

Toplumun genel yapısını bozan, ahlak kavramını yerle bir eden, ve aileleri yozlaşma kültürüne iten öyle diziler ve programlar var ki inanamazsınız..

Size bunlardan birkaç örnek vereceğim. Üşenmedim. Uzun süre  oturdum izledim. Şunu söylemekte yarar görüyor ve ciddi bir tehlikenin aileler üzerinde sırf reyting ve izlenme pi’ arlarının acımasızca yükselmesini baz alarak Türk halkı çok izliyor yalanını bizzat örneklerle aktarmaya çalışacağım. Bunu da sözde araştırma şirketleri yapıyor hikâyesine dayayan bir takım unsurlar.

TELEVİZYONLAR… Popüler kültürün beşiği ve beyin yıkama araçları. Adamlar diyor ki ‘

-Ya!. Bu sosyal medya milletin beynini yıkıyor baksana millet orada neler paylaşıyor?

– Abi bir taraflarını açarak para kazanan tipler hep sosyal medyadan çıkıyor ya!…

-Yuh artık ya!.. Kadın sevdiği eşiyle evleniyor.. Daha sonra kadının kendi öz kızı, Annesinin sevdiği adamı ayartıp, onunla evleniyor!.. Kadın kızıyla küsüyor. Sonra pişman olan kızı annesinden özür dileyip onunla barışıyor.

SOSYAL MEDYA YARATICILARI;  ACABA BİZ BUNLARI İCAT EDERKEN, “BİZ DERİZ YA HANİ ELİN GAVURU DİYELİM” MİLLET BİR TARAFLARINI AÇSIN, KIÇINI BAŞINI GÖSTERSİN DİYE Mİ İCAT ETTİK BU PLATFORMLARI  CANIM DESE??

(DİZİNİN ADI: SANDIK KOKUSU)

-Abi ya izledin mi? Amcası, yeğeninin evleneceği kızla daha önce çıktı!.. Sonra Habersiz olan yeğeni, kızla evlenmek için annesini görücü olarak aileye yolladı. Yetmezmiş gibi kız daha önce çıktığı amcaya; “Sana ne sana mı hesap vericem? Deyip yeğeninin evlenme teklifini kabul etti. Pes vallahi’!.. Dizi mütedeyyinler ve laikler, kavgası diye başladı. Sonra ki gelişmeler tam bir rezillik. Ve dizi reyting rekorları kırıyor?.. Halk acayip derecede Cuma günlerini sabırsızlıkla bekliyor..

(DİZİNİN ADI: KIZILCIK ŞERBETİ)

-Üstat!.. Bu diziler ve kadın programları dâhil, yemek programları dâhil, amaçları ne abi? Bunlar Türk halkına nasıl bir eğitici öğretici yan sunuyorlar ki? Nasıl bir rezillikler yaşanıyor? Hadi ondan vazgeçtim.  Yemek beğenmeyen garip tipler, Aile içi rezil senaryolar, Ahlak yoksunu karakterler, asan kesen fırlama tipler, babalığa soyunan ağır abiler, delikanlılık ayağına senaryo gereği bir sürü insanı katleden muhteşem tipler, Fettah gelinler, geveze kaynanalar, evin reisi olmaya çalışan analar, yargıyı hafif göstermeler, kaynana gelin ve görümce üçgeni altında sözde yoldan çıkan damat ve evlatlar, dini değerleri istismar etmeler, inancı ve samimiyeti dizi uğruna harcamalar.  vs. vs. vs.

-Dostum bu konularda kesinlikle haklısın Ama canını sıkacak bir veri vereyim madem. Bizim insanlarımızda maalesef izliyor BU TÜR YAYINLARI.. Hatta ben izlemiyorum diyen bazı arkadaşlarımız da merak edip bir anda bu tür furyaların müdavimi oluyorlar. Benim anlamadığım bir konu daha var ki bu dizilerin senaryolarını yazan senaristlerde nasıl bir kafa yapısı var ki? Bu kadar rezil sahneyi nasıl hayal edip tasarlıyorlar? Kendilerine sorsak bunlar yaşanıyor bu ülkede savunmaları var. İyi de yaşanan şeylerin fütursuzca sergilenmesi şart mı? Malum milyonlar izliyor. Hadi onu geçtim. Her rezil olayın milyonlara dayatılarak izlettirilmesi ne kadar hukuki? O kadar saçma sapan iğrenç nitelikte diziler furyası var ki. Hele hele şu kadın programlarında ki rezillikler tam bir saçmalık..

Beğenmiyorsan izleme kardeşim mantığı da ayrı bir dert. Televizyonlar, Radyolar, gazeteler, basına dair ne varsa kamusal olarak toplumun hizmetine sunulmuş. Yasası var. Her şeyi var. Hatta haber alma özgürlüğü başköşe edilmiş. Tamam. Onda bir sıkıntı yok. İyi de biraz cılkı çıkmadı mı sizce bu işin? Gençleri aileleri gelecek kuşağı zehirlemenin ne mantığı var peki? Burada ki büyük tehlike görülmüyor mu? Örflerimiz Ananelerimiz, adetlerimiz, geleneklerimiz, göreneklerimiz, Ahlak ve toplumsal değerlerimiz. Kısaca hepsi ters yüz edilip basitleştiriliyor. Dahası sanki görünmez bir güç, toplumu zehirlemek, saygı ve sevgiyi yok etmek, toplumu paramparça etmek ve paraya tapan bir egoyu sistematik şekilde yavaş yavaş  insanlar arasına yerleştirmek için harekete geçmiş gibi..

Artık takdir, teşekkür, rica, minnet, yakarış, af, sevgi, saygı, büyüklere saygı, doğruları konuşmak, insanca yaşamak, küçükleri korumak, kadına anneye saygı göstermek, yaşlılara hürmet etmek ve pek çok değer neredeyse yalan oldu.

Anlatmak istediğimiz gerçekten bir el bombası pimi çekildi ve tüm toplumun üzerine bırakıldı gibi. Yozlaşma kültürü tamamen ortalığı aldı bürüdü. Para için her şeyin mübah olduğu, değersiz ve toplumda bir karşılığı olmayan karakterlerin sözlerinin, âlim gibi karşılandığı, hizmet yapılmadığı halde pek çok işi başarılmış gibi lanse edilmeler moda oldu.

KISACASI HAYATIMIZ YALAN OLDU…

Bunu söylerken gerçekten çok üzülüyorum ve gelecek kaygısı yaşıyorum Kendi adıma değil, evlatlarımız ve gelecek kuşak için endişeliyim o kadar. Ya erkeğin karısını aldatması resmen moda oldu yav. Ve matah bir şeymiş gibi bunu ölümsüz aşkın sanki bir getirisi gibi gören bir anlayışa da ben inanılmaz derecede karşıyım. Kadın kutsal bir varlık. Eşlerimiz, annelerimiz, kısacası tüm kadınlarımız, her daim başımızın tacı olan kutsal insanlar.. Bir dizi daha var ki

DİZİNİN ADI: ( İNCİ TANELERİ)

YA!.. Ben hayatımda (25 yıllık bir gazeteci ve magazin muhabiri olarak) pavyon kültürünün bu kadar ocak söndürürken, bu dizi sayesinde çok güzel bir şeymiş gibi anlatıldığı bir ortam, bir senaryo vallahi görmedim. Kadın karakter rol icabı sahnede bir oynadı, affedersiniz tüm Türkiye onu konuşmuş oldu. Yuh artık!..  Bir eğitimci ve bir pavyon kadınının garip ilişkileri..

Dedim ya!.. Tüm dizleri elimden geldiğince takip edip neler oluyor diye baktım. Bakmaz olaydım!.. Tamamıyla rezillikler ve kepazelikler dünyası. Bu hazırlanan iğrenç garnitür de Türk halkına sunuluyor ve “Vallahi herkes izliyor” yalanına sığınıp deli gibi para kazanılıyor. Pes ki ne pes..

Ve gelelim ölümcül soruya?

Bu memlekette RTÜRK VAR DİMİ? Radyo Televizyon üst kurulu… Bakın öncelikle seçimlerle ilgili kararı ne Buyurun aktaralım size..

BASINA VE KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçim öncesinde son 10 günlük sürece girilmesinden dolayı radyo ve televizyon yayınlarıyla alakalı bazı hatırlatmaları yapmayı faydalı görüyoruz.

Seçimlerde siyasi partilerin ve adayların yayınlar yoluyla yapacakları propagandaların kuralları Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenerek ilan edilmiştir.

Ancak, yoğun seçim gündeminde yayıncı kuruluşlarımızın bazen belirlenen kuralları ihlal ettiği, RTÜK İzleme Uzmanlarının titiz yayın denetimleri esnasında görülmüştür. 

BU ÇERÇEVEDE;

Seçime katılan siyasi partiler ve adaylar, 30 Mart 2024 saat 18.00’e kadar medya aracılığıyla sözlü, yazılı ve görüntülü propaganda yapabileceklerdir.

MEDYA HİZMET SAĞLAYICILARININ 29 MART 2024 CUMA SAAT 23.59’A KADAR SİYASİ REKLAM YAYINLAMASINDA SAKINCA YOKTUR.

OY VERME GÜNÜNDEN ÖNCEKİ 10 GÜN İÇİNDE İSE, YAZILI, SÖZLÜ VE GÖRSEL BASIN VE YAYIN ARAÇLARI İLE KAMUOYU ARAŞTIRMALARI, ANKETLER, TAHMİNLER, BİLGİ VE İLETİŞİM TELEFONLARI YOLUYLA MİNİ REFERANDUM GİBİ ADLARLA BİR SİYASİ PARTİNİN VEYA ADAYIN LEHİNDE VEYA ALEYHİNDE YA DA VATANDAŞIN OYUNU ETKİLEYECEK BİÇİMDE YAYIN YAPILMASI VE BUNLARIN HERHANGİ BİR SURETTE DAĞITILMASI YASAKTIR.

Ayrıca, seçim gününe kadar yapılacak yayınların tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olması çok önemlidir.

ÖZELLİKLE HABER BÜLTENLERİNDE, KONUK VE YORUMCU DAVET EDİLEN HABER PROGRAMLARINDA, SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANLARINA, SEÇİME KATILACAK ADAYLARA İFTİRA YA DA HAKARET İÇEREN İTHAMLARDA BULUNULMAMASI GEREKMEKTEDİR.

BELLİ BİR SEÇMEN KİTLESİNİ HEDEF ALAN, AŞAĞILAYICI, ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN YORUM VE AÇIKLAMALARA YAYINLARDA YER VERİLMEMELİDİR.

BU SÜREÇTE YAYINCILAR VE HABERCİLER, EVRENSEL BASIN MESLEK İLKELERİ IŞIĞINDA HAREKET ETMELİ VE TARAF OLMAMALIDIR.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı

                                                                                            Yayın Tarihi: 22.3.2024

 

Bu arada RTÜRK GENEL ŞEMASI DA  ŞU ŞEKİLDE;

MİSYON, VİZYON VE KALİTE POLİTİKASI

MİSYONUMUZ

Görsel-işitsel medya hizmetleri alanında ifade ve haber alma özgürlüğü temelinde paydaşların hak, menfaat ve değerlerini gözeterek politika geliştirmek, düzenleme ve denetleme yapmak.

VİZYONUMUZ

Görsel-işitsel medya hizmetleri alanında sektöre yön veren, uluslararası düzeyde söz sahibi bir otorite olmak.

KALİTE POLİTİKAMIZ

Radyo ve televizyon yayıncılığını düzenleyen ve denetleyen kamu otoritesi olarak, sahip olunan saygınlık, güvenilirlik ve şeffaflığı sürekli kılmak, yeni iletişim teknolojilerini sektöre kazandırmak, etik ilkelere önem vererek görsel-işitsel medyada çoğulculuğu sağlamak, izleyici bilincini oluşturmak, insan onuruna, hak ve özgürlüklerine saygılı, iletişim özgürlüğünün hâkim olduğu bir yayıncılık alanı oluşturmak ve kalite yönetim sisteminin şartlarına uyup sistemimizi sürekli iyileştirmek kalite politikamızdır.

 

Şimdi buraya kadar gayet güzel.. Peki, yayınlarda olan şu iğrenç senaryolu dizilere kadın programlarına, yemek kültürümüzü aşağılayan kavramlara, müdahale edecek misiniz? Sayın Cumhurbaşkanımız bile “Biz devlet olarak aile kavramına geleneklerimize örf ve adetlerimize saldırı olduğunda devlet olarak gereğini yaparız Endişe etmeyin” dedi. Dimi?

Ey güzel “RTÜRK.. Lütfen şu rezil şeyleri ekrandan temizleyip atın. Halkımıza birleştirici, yapıcı ve bizim güzel kültürümüzü anlatan yayınlara daha çok yer verin. Eğitici, öğretici, bilgilendirici, kapsayıcı “BİZİ BİZ YAPAN” değerlerimizi taşıyan, gerek tarihimizi anlatan, gerekse, bizi birlik içinde aile kavramının önemini anlatan yapımlara daha çok yer verin.

Lütfen.. Toplumun ruh yapısını bozan, senaryolarıyla insanları psikologlara mahkum eden, akrabaların çok kötü olduğunu empoze eden, öfke, Fitne, Fücur, kin, intikam, dedikodu, güzel olan her şeyi değersizleştiren, sevgi ve aşkın gücünü parayla ölçen,  yargıyı para ile satın aldığını iddia eden, ve daha kötü şeyler içeren yayınlara lütfen gereğini yapın…

Ben Ayşe ablanın aldatıldığını, İsmail efendinin dini nikâhlı 5. eşini, birbirini yiyen gelin ve görümceyi, Yaptığı yemeği beğenmeyip sırf gösteriş uğruna bö diyen, evini temizlemeyen Fatma ablayı, borcundan dolayı ahırda ki inek ve koyunları satarak sevgilisine kaçan Hasan abinin hikâyelerini, ve dahi herkesin ahkam kesip yargıç yerine koyup, susmadan sürekli haklı çıkmaya çalışan ve avaz avaz bağıran tipleri ekrandan dinlemek istemiyorum. Hele hele yargının işini yaparak kendini dedektif kimliği alan yapımcıları hiç istemiyorum. Ben ekranımda güzel şeylerin değerlerin ülkeye hizmet eden insanların hikâyelerini duymak istiyorum. Mesele bu kadar basit. Bir sonra ki yazımıza kadar;

KENDİNİZE ÇOK AMA ÇOK İYİ BAKIN LÜTFEN… Kalın sağlıcakla…